1. Genel İlkeler ve İdarenin Takdir Yetkisi 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile vatandaşlık kazanabilir. Ancak, kanun koyucu bu şartları taşımanın kişiye vatandaşlık kazanılması noktasında "mutlak bir hak" sağlamadığını açıkça düzenlemiştir. Bu bağlamda devletin, vatandaşlık verme hususunda hükümranlık hakkı ve geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Danıştay kararlarında vurgulandığı üzere, idarenin bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız olmayıp; hukuk kuralları, genel hukuk ilkeleri ve kamu yararı çerçevesinde, somut ve yeterli gerekçelere dayalı olarak kullanılmalıdır.

2. Yetkili Makam Kararı ile Vatandaşlığın Kazanılması (Genel Başvuru) 5901 sayılı Kanun’un 11. maddesi (ve mülga 403 sayılı Kanun’un 6. maddesi), genel yoldan vatandaşlığa alınma için gerekli şartları belirlemiştir:

  • Kendi millî kanununa (veya Türk kanunlarına) göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak,
  • Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek,
  • Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek,
  • Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak,
  • İyi ahlak sahibi olmak,
  • Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek,
  • Geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak,
  • Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak.

Yargı kararlarında, bu şartların her birinin idarece titizlikle araştırılması gerektiği, sadece başvuru dilekçesine dayanılarak işlem tesis edilemeyeceği belirtilmektedir.

3. Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığının Kazanılması 5901 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre, bir Türk vatandaşı ile evlenmek doğrudan vatandaşlık hakkı doğurmaz. En az üç yıldır evli olan ve evliliği devam eden yabancılar başvuruda bulunabilir. Aranan özel şartlar şunlardır:

  • Aile birliği içinde yaşama,
  • Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,
  • Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama.

Danıştay, "aile birliği içinde yaşama" şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelerken; ortak meskenin bulunup bulunmadığı, eşlerin çevresinde karı-koca olarak tanınıp tanınmadığı gibi somut verilere bakmaktadır. Evliliğin "formalite" olduğu veya aile birliğinin kurulmadığı tespit edilirse başvuru reddedilmektedir.

4. İstisnai Haller ve Yeniden Vatandaşlığa Alınma

  • İstisnai Haller (Madde 12): Millî güvenlik ve kamu düzeni engeli bulunmamak kaydıyla; Türkiye'ye sanayi tesisi getirenler, bilimsel, sosyal, sportif alanlarda olağanüstü hizmeti geçenler, Turkuaz Kart sahipleri ve vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler Cumhurbaşkanı kararı ile vatandaşlık kazanabilir.
  •  
  • Yeniden Kazanma (Madde 43): Mülga 403 sayılı Kanun uyarınca vatandaşlığını kaybetmiş kişiler (örneğin askerlik nedeniyle), millî güvenlik bakımından engel teşkil etmemek kaydıyla, ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alınabilirler.
  •  

5. Yargı Denetiminde Kritik Kavramlar: "İyi Ahlak" ve "Kamu Düzeni"

  • İyi Ahlak Şartı: Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına göre, bu şart soyut bir içeriktedir ve başvurucuya özgü somut verilerle desteklenmelidir. AYM, 13 yıllık evlilik dışı birlikteliğin "iyi ahlak sahibi olmama" gerekçesiyle reddedilmesini, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. İdarenin, toplumsal yapıdaki değişimleri ve yaşam biçimlerindeki çeşitliliği gözetmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  •  
  • Millî Güvenlik ve Kamu Düzeni: Bu kapsamdaki ret kararlarının "isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı" gibi ağır suçlar veya kamu düzenini ciddi şekilde bozan faaliyetlerle ilgili olması beklenir. Danıştay, "imar kirliliğine neden olma" veya "taksirli yaralama" gibi suçların, niteliği itibarıyla millî güvenlik engeli teşkil etmeyebileceğine hükmetmiştir.
  •  

6. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

  • İkincil Kaynak: Danıştay 10. Dairesi'nin çeşitli kararlarında, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarının vatandaşlığa engel olup olmayacağı tartışılmıştır. Bazı kararlarda, suçun niteliği (örneğin basit yaralama) kamu düzenini bozacak ağırlıkta değilse, HAGB kararının tek başına vatandaşlığa engel teşkil etmeyeceği, cezaların şahsiliği ilkesinin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
  •  
  • İkincil Kaynak: Evlilik yoluyla başvurularda, eşin siyasi faaliyetleri veya istihbari bilgiler (örneğin terör örgütü bağlantılı şahıslarla irtibat) idare tarafından takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilmektedir. Ancak bu değerlendirmelerin varsayımlara değil, somut ve ciddi bilgilere dayanması zorunludur.
  •  
  • İkincil Kaynak: Vatandaşlık kararlarının geri alınması (Madde 40), ancak hukuki şartların oluşmadığının veya mükerrer işlem yapıldığının somut delillerle ortaya konulması halinde mümkündür.
  •  

Sonuç Vatandaşlık alım süreci, kanuni şartların karşılanmasının yanı sıra idarenin geniş takdir yetkisini ve güvenlik soruşturmalarını içeren karmaşık bir prosedürdür. Yargı mercileri, idarenin bu yetkisini kullanırken bireyin özel hayatını, suçun niteliğini ve aile birliğinin gerçekliğini somut verilerle incelemesi gerektiğini, gerekçesiz veya varsayıma dayalı ret kararlarının hukuka aykırı olduğunu istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.

 

Her uyuşmazlık, kendine özgü koşullar içerdiğinden; bu yazıda yer alan bilgilerin, kişisel veya kurumsal hukuki sorunlara doğrudan uygulanması hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, tazminat davası veya diğer hukuki süreçler bakımından somut durumunuza uygun hukuki değerlendirme için bir avukata danışmanız önemle tavsiye edilir.

 

                         © Av. Ömer Faruk Akbaş – Tüm hakları saklıdır.